16 Mart 2015 Pazartesi

SİZ DE FARK ETTİNİZ



       Psişik ve enerji olayları ile ilgili efsaneler, söylentiler çok fazladır. Kayıp kıta Mu, Atlantis, Andromeda, Pleiadesliler, Sirius gibi birçok yer-gök olayı insanların günümüzde ilgi alanı oldu. Bunun modern hali meditasyon ve yogalarda devam etti. Araştırma ruhunu yitirmeyen, sürekli keşfetmek ile bakan insanlar bu olayların üzerine elbetteki gittiler. Söylentiler doğruluk derecesini her ne kadar bilim insanları tarafından net olarak kanıt niteliğinde ifade etmese de his denilen kanıt bulunduramayıp varlığına ve doğruluğuna inandıran bir şey var. Dünya da böyle, yaşam gibi. Gerçek nedir tam bilinemiyor. Atatürk genel kabulleri olmasa bile' bu akıl dışıdır' demeden çalışıp olabilirliği üzerine kafa yoran bir liderdi. Lider dediğin inanılmaz bir öngörüye sahip olmalıydı zaten. Türkler'in de kökeninin Mu kıtasından geldiği söylentileri, Mustafa Kemal Atatürk'ün talimatıyla kurulan bir ekip tarafından araştırıldı.
Sizlerde bir şeyler zaman zaman düşünüyor, gök ile temas kuruyorsunuzdur. Dualarınız bazen bir dağa bakarak bazen de göğe haykırarak olur. Anlam veremediğiniz çoğu hareketiniz önceki yaşamınızla alakalıdır. Araştırıcı olmak her zaman irdelemek ve keşfetmek adına bakmak sizin doyumunuz adına en rahat itibarınızdır. Herkesi dinleyin, her şeyi okuyun, her yere gidin ama muhakkak kendi akıl süzgecinizden geçirip, iç dünyanız ile konuşun.

       Okuyarak, düşünerek, sorgulayarak kendinizi yeniden yaratabilirsiniz... Siz bu güce sahipsiniz. Bunun edebiyatımızda da örnekleri vardır. Jack London gibi. Jack London yoksulluk içerisinde geçirdiği çocukluk yıllarından itibaren öğrenmek için dünyaya geldiğini düşündüğü için tüm yaşamı boyunca sürekli okudu. Okuma ve öğrenme aşkı onun dünya çapında beğenilen ve çok okunan bir yazar olmasını sağladı.

Azmin olduğu yerde şansta başarı da her daim onunladır. Türkiye için büyük bir kapı açıp bu dünyadan giden önemli bir isim var. Her  geçen zaman bu isim daha da bilinecek ve araştırılacak. Üzerine düşünülecek. Bu adam neler yapmış böyle diye… Bu isim Bedri Ruhselman. İlahi Nizam ve Kainat (2013) adındaki son kitabı 54 yıl saklı tutulup, kendisinin vefatından 53 yıl sonra yayımlanmıştır. Efsane ve söylemlerde dünya rayından çıkmak üzere olduğunda hakikat öğrenilmeye başlandığı ve insanlara verilen yetenekler - güçler kullanabilinir duruma geldiği vakit insanları uyandırmak adına bir kitabın geleceği, dünyayı değiştireceği, insanlara öncülük edeceği,  hakikatı göstereceği ifade edilmişti. Bu bahsedilen kitabın İlahi Nizam ve Kainat olduğu söylenir.
Neden İlahi Nizam ve Kainat Tūrkçe olarak geldi? Neden Bedri Ruhselman bir Türk olarak doğdu? Unutmayınız, milletlerin tekamülü vardır. Türk olarak doğmak ayrıcalıktır ve Türk milletinin dünyaya yapacağı çok büyük görevler vardır. Türk milleti özeldir. İlahi Nizam ve Kainat büyük mesajlar içermektedir. Onu anlamak bilgeliğiniz için büyük deneyimdir.
Sizde artık fark ettiniz. Dünya bu değil sizin istediğiniz, yaşadığınız, hissettiğiniz  tam anlamıyla bu değil...
Bir mistik kokuda, bir bakışta, bir antik şehirde, güneşin doğuşu, ayın ışıltısında bulabiliyorsanız eğer kendinizi siz bu dünyalı değil vazifeli varlıksınızdır. Değerlisiniz.
İçinize doğan bir hissi saklar, ummaz ve gerçekleştiğini gördüğünüzde kendinize anlık bakar sonra geçiştirir gidersiniz. Niye gittin? Özüne dön sevgili varlık. Derinlemesine düşün. Sen kimsin? Nasıl öngördüklerin gerçekleşir? Nasıl hislerin kuvvetlidir? Bu normal midir?
Hayır! Siz özelsiniz. Değerinizi biliniz, kendinizi seviniz. Doğayı kucaklayınız - özünüzü hatırlayınız. Sadece kendiniz için bir şeyler yaptığınızda mutlu değilseniz, paylaşımlarla mutluluk hissine erişebiliyorsanız sizin görevleriniz vardır.
Gereksiz olduğunu düşündüğün bir çok duygun seninle birlikte hep gelir ama aklın - yüreğin neticeyi farkedebiliyorsa ve bunu sadece iç dünyanda kendine itiraf edebiliyorsan senin görevlerin vardır varlık... (…ve zamanın)
Sürekli ağır olaylar yaşıyorsan ve hepsi ard arda geliyorsa mutluluktan sürekli kısılıyor ve derinlemesine düşündüğünde bol para ve kriterci yaşamın insanı mutlu edemeyeceğini anlıyorsan senin görevlerin vardır varlık...
Sürekli ölümün kıyısından dönüyorsan ve ölüm sana uzak - korkusuz geliyorsa senin görevlerin vardır varlık...
Tam anlamıyla doğ - yaşa - öl budur insan olmak yaşamak diye düşünmüyorsan ve dünyanın başka bir şey olduğunu hissediyor ama yine iç dünyanda hesaplaşıyorsan senin görevlerin vardır varlık… Akla düşecek sorular hissediyorum;
- O zaman biz kimiz?
- O zaman görevlerimizi nasıl bileceğiz?
- O zaman ne yapmamız lazım?
cevapları da ken'dinde, özünde ve en'sende… Hissettiğin,hesapl'aştığın vicd'anında.



SENİN İÇİN ANALİZ ÇÖZÜMLEME;
       Yaşadığın her olay seni diğer olaya sürükler. Sen sevgisin. yaradanın gözünde her şeysin. Hayat bizleri sınar. Sınavlara tabii tutar. Korkma! Asla 'asla' deme. Yaşam aslayı bizlere ispatlar. Sürekli sorgula. İyi olmandan bile şüphe et. Sorgulaman kayıtsız şartsız olmalı. Eşitce. Büyük konuşma - yetinmeyi bil. Çok isteme. Gerekeniyle iste. Şunu sor kendine; 'Hak ediyor muyum?' devreye girecek olan vicdan yolunu gösterecektir. Yaşadığın her olayda 'Ben bu olayı yaşıyorsam neyi görmem lazım?' diyerek sor ve kapını arala. Asla kapıları aralamakta zorlanmayacaksın. Asla isyan etme. Sana verilen görevlere isyan ettiğin sürece bir başka ağır olayla imtihan edilirsin. Unutma kaldıramayacağın bir yük sana verilmez. Sen vazifeli varlık gücünü sevgiden, ışığından, inancından alıyor ve arınıyorsun. Üst üste gelen ağır olaylarda sürekli tökezliyor ve devamını da yaşıyorsan fark et. Görmen gereken bir şey vardır. Onu kabul etmediğin sürece bir diğer adıma geçemezsin. Acının olduğu yerde bir şeyler yanlış gidiyor demektir. İşte bu yüzden sürekli zor günler yaşayabiliyoruz. İşte bu yüzden sözleşmeye aykırılıklar yapabiliyoruz. Yukarı ile bir sözleşmemiz var. Bir varlığa tüm sevgini verirsen onu kaybetmekle sınanırsın. Varını yoğunu bir anda yüklemen olması gereken değildir. Dünyaya boşa gelmedin. Bu dünyaya yabancı olmadığın her şey (ot,toprak, nesne) bir önceki imtihanında gördüklerindir. Gücündeki yüceliği, negatif duygularla (kin-önyargı vs.) doldurma. Çünkü yolun ışıktır, karanlığa duman olmak an meselesidir. Sizlerin özü sevgidir. Yaptığın iyiliklerle kendi geleceğinizi oluşturursun, verdiğin zararlar ve kötü düşüncelerle ise kendi kar'anlığını y'aratırsın.
Bir varlık sana kötü bir şey yaşatıyorsa sor kendine 'Bana yaşatılan bu olayı daha önce ben kime yaşattım?' Bul o haksızlık yaptığın insanı ve ruhen özür dile. Sevgi ile uğurla. Vicdan temizlemesi ve hak dengelenmesini yüreğinle yapınca tekrar görevlerini hatırlayacaksın. Kabullenişte ol, akışa bırak. İnanmaktan vazgeçme. Yüksek benliği ile bağlantıda olan insan kandırılmaz, iç sesini duyar. O kişiyi bulduğunda o aşamadaki görevin biter, fark edersin artık. Görüyorsun ve sayfa kapatılır, diğer sayfa açılır. Başka bir olay, başka insanlar ile sınanırsın. Yine aynı yolu izlemelisin. 'Ben bu olayı yaşıyorsam neyi görmem lazım? Ben bana yaşatılan bu olayı daha evvel kime yaşattım?' (duraktaki bir kadına, marketçiye, yolunu kaybeden amcaya, babana, kuzenine, tanımadığın yeni tanıştığın birine) Tanrıya dilediğim bu dilekleri hak ediyor muyum?
BULDUN - ÖZÜR DİLEDİN - FARK ETTİN...
Hayat tarafından başka olaya geçiş yaptıırlıyorsun, bir başka göreve gidiyorsun. Yine imtihan yine görevin var. Görevine aykırı geldiğin her an ters giden aksiliklerle sınanmakta olursun, sevgiden kaçma ve sevgi ile bakabil.Görmesini bildiğinde ve diğer görevlerinde farkındalıkla devam ettiğinde mutluluğu bulamadığın bu hayatın aslında neresi olduğunu görüyor olacaksın.
ÖZÜNÜ DE... Unutmayın, sevginin karşılığı Türkiye'de vicdandır. Vicdanınızla kalınız…


BEDRİ RUHSELMAN KİMDİR
Bedri Ruhselman (1898, İstanbul - 18 Şubat 1960, İstanbul), hekim, keman virtüözü ve neo-spiritüalizm'in ya da Türkçedeki adıyla, deneysel yeni-ruhçuluğun (neo-spiritualisme expérimental) kurucusudur.
Avrupa ve ABD'de spiritizm ve deneysel spiritüalizm adıyla bilinen, reenkarnasyonu ilke edinen ruhçuluğu geliştirmiş, ruhçuluğa yeni kavramlar getirmiştir. Türkiye'deki metapsişik çalışmaların öncüsü olarak kabul edilir. Hiç evlenmemiştir. Bedeni Zincirlikuyu mezarlığına defnedilmiştir.Önce noterde, sonra banka kasasında, 54 yılboyunca saklı tutulan, beklenen kitabı 2.4.2013 tarihinde MTİAD 1950 yayınevi tarafından yayınlanmıştır.
18 şubat 1960 tarihinde Harbiyedeki evinde bir kalb krizi neticesinde vefat etmiştir ( 19 şubat 1960 tarihli Milliyet gazetesi [1])


Şimdi bu müziği dinlemelisiniz; https://www.youtube.com/watch?v=vKqJe0t263A 
Nuray Şahin
AYIN IŞILTISI KİTABI YAZARI


2015 MART İSTANBUL

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder