Psişik ve enerji olayları ile ilgili efsaneler, söylentiler çok
fazladır. Kayıp kıta Mu, Atlantis, Andromeda, Pleiadesliler, Sirius gibi birçok
yer-gök olayı insanların günümüzde ilgi alanı oldu. Bunun modern hali
meditasyon ve yogalarda devam etti. Araştırma ruhunu yitirmeyen, sürekli
keşfetmek ile bakan insanlar bu olayların üzerine elbetteki gittiler.
Söylentiler doğruluk derecesini her ne kadar bilim insanları tarafından net
olarak kanıt niteliğinde ifade etmese de his denilen kanıt bulunduramayıp
varlığına ve doğruluğuna inandıran bir şey var. Dünya da böyle, yaşam gibi.
Gerçek nedir tam bilinemiyor. Atatürk genel
kabulleri olmasa bile' bu akıl dışıdır' demeden çalışıp olabilirliği üzerine
kafa yoran bir liderdi. Lider dediğin inanılmaz
bir öngörüye sahip olmalıydı zaten. Türkler'in de kökeninin Mu kıtasından geldiği söylentileri, Mustafa Kemal Atatürk'ün talimatıyla
kurulan bir ekip tarafından araştırıldı.
Sizlerde bir şeyler zaman zaman
düşünüyor, gök ile temas kuruyorsunuzdur. Dualarınız bazen bir dağa bakarak
bazen de göğe haykırarak olur. Anlam veremediğiniz çoğu hareketiniz önceki
yaşamınızla alakalıdır. Araştırıcı olmak her zaman irdelemek ve keşfetmek adına
bakmak sizin doyumunuz adına en rahat itibarınızdır. Herkesi dinleyin, her şeyi
okuyun, her yere gidin ama muhakkak kendi akıl süzgecinizden geçirip, iç
dünyanız ile konuşun.
Okuyarak, düşünerek, sorgulayarak
kendinizi yeniden yaratabilirsiniz... Siz bu güce sahipsiniz. Bunun
edebiyatımızda da örnekleri vardır. Jack London gibi. Jack London yoksulluk içerisinde geçirdiği çocukluk yıllarından
itibaren öğrenmek için dünyaya geldiğini düşündüğü için tüm yaşamı boyunca
sürekli okudu. Okuma ve öğrenme aşkı onun dünya çapında beğenilen ve çok okunan
bir yazar olmasını sağladı.
Azmin olduğu yerde
şansta başarı da her daim onunladır. Türkiye için büyük bir kapı açıp bu
dünyadan giden önemli bir isim var. Her
geçen zaman bu isim daha da bilinecek ve araştırılacak. Üzerine
düşünülecek. Bu adam neler yapmış böyle diye… Bu isim Bedri Ruhselman. İlahi
Nizam ve Kainat (2013) adındaki son kitabı 54 yıl saklı tutulup,
kendisinin vefatından 53 yıl sonra yayımlanmıştır. Efsane ve söylemlerde dünya
rayından çıkmak üzere olduğunda hakikat öğrenilmeye başlandığı ve insanlara
verilen yetenekler - güçler kullanabilinir duruma geldiği vakit insanları
uyandırmak adına bir kitabın geleceği, dünyayı değiştireceği, insanlara öncülük
edeceği, hakikatı göstereceği ifade edilmişti.
Bu bahsedilen kitabın İlahi Nizam ve Kainat olduğu söylenir.
Neden İlahi Nizam ve
Kainat Tūrkçe olarak geldi? Neden Bedri Ruhselman bir Türk olarak doğdu?
Unutmayınız, milletlerin tekamülü vardır. Türk olarak doğmak ayrıcalıktır ve
Türk milletinin dünyaya yapacağı çok büyük görevler vardır. Türk milleti
özeldir. İlahi Nizam ve Kainat büyük mesajlar içermektedir. Onu anlamak
bilgeliğiniz için büyük deneyimdir.
Sizde artık
fark ettiniz. Dünya bu değil sizin istediğiniz, yaşadığınız, hissettiğiniz tam anlamıyla bu değil...
Bir mistik kokuda, bir bakışta, bir antik şehirde, güneşin doğuşu, ayın ışıltısında bulabiliyorsanız eğer kendinizi siz bu dünyalı değil vazifeli varlıksınızdır. Değerlisiniz.
Bir mistik kokuda, bir bakışta, bir antik şehirde, güneşin doğuşu, ayın ışıltısında bulabiliyorsanız eğer kendinizi siz bu dünyalı değil vazifeli varlıksınızdır. Değerlisiniz.
İçinize doğan
bir hissi saklar, ummaz ve gerçekleştiğini gördüğünüzde kendinize anlık bakar
sonra geçiştirir gidersiniz. Niye gittin? Özüne dön sevgili varlık.
Derinlemesine düşün. Sen kimsin? Nasıl öngördüklerin gerçekleşir? Nasıl
hislerin kuvvetlidir? Bu normal midir?
Hayır! Siz
özelsiniz. Değerinizi biliniz, kendinizi seviniz. Doğayı kucaklayınız - özünüzü
hatırlayınız. Sadece kendiniz için bir şeyler yaptığınızda mutlu değilseniz,
paylaşımlarla mutluluk hissine erişebiliyorsanız sizin görevleriniz vardır.
Gereksiz olduğunu düşündüğün bir çok duygun seninle
birlikte hep gelir ama aklın - yüreğin neticeyi farkedebiliyorsa ve bunu sadece
iç dünyanda kendine itiraf edebiliyorsan senin görevlerin vardır varlık... (…ve
zamanın)
Sürekli ağır olaylar yaşıyorsan ve hepsi ard arda
geliyorsa mutluluktan sürekli kısılıyor ve derinlemesine düşündüğünde bol para
ve kriterci yaşamın insanı mutlu edemeyeceğini anlıyorsan senin görevlerin
vardır varlık...
Sürekli ölümün kıyısından dönüyorsan ve ölüm sana uzak -
korkusuz geliyorsa senin görevlerin vardır varlık...
Tam anlamıyla doğ - yaşa - öl budur insan olmak yaşamak diye düşünmüyorsan ve dünyanın başka bir şey olduğunu hissediyor ama yine iç dünyanda hesaplaşıyorsan senin görevlerin vardır varlık… Akla düşecek sorular hissediyorum;
- O zaman biz kimiz?
- O zaman görevlerimizi nasıl bileceğiz?
- O zaman ne yapmamız lazım?
cevapları da ken'dinde, özünde ve en'sende… Hissettiğin,hesapl'aştığın vicd'anında.
Tam anlamıyla doğ - yaşa - öl budur insan olmak yaşamak diye düşünmüyorsan ve dünyanın başka bir şey olduğunu hissediyor ama yine iç dünyanda hesaplaşıyorsan senin görevlerin vardır varlık… Akla düşecek sorular hissediyorum;
- O zaman biz kimiz?
- O zaman görevlerimizi nasıl bileceğiz?
- O zaman ne yapmamız lazım?
cevapları da ken'dinde, özünde ve en'sende… Hissettiğin,hesapl'aştığın vicd'anında.
SENİN İÇİN ANALİZ ÇÖZÜMLEME;
Yaşadığın her olay seni diğer olaya sürükler. Sen sevgisin. yaradanın
gözünde her şeysin. Hayat bizleri sınar. Sınavlara tabii tutar. Korkma! Asla
'asla' deme. Yaşam aslayı bizlere ispatlar. Sürekli sorgula. İyi olmandan bile
şüphe et. Sorgulaman kayıtsız şartsız olmalı. Eşitce. Büyük konuşma - yetinmeyi
bil. Çok isteme. Gerekeniyle iste. Şunu sor kendine; 'Hak ediyor muyum?'
devreye girecek olan vicdan yolunu gösterecektir. Yaşadığın her olayda 'Ben bu
olayı yaşıyorsam neyi görmem lazım?' diyerek sor ve kapını arala. Asla kapıları
aralamakta zorlanmayacaksın. Asla isyan etme. Sana verilen görevlere isyan
ettiğin sürece bir başka ağır olayla imtihan edilirsin. Unutma kaldıramayacağın
bir yük sana verilmez. Sen vazifeli varlık gücünü sevgiden, ışığından,
inancından alıyor ve arınıyorsun. Üst üste gelen ağır olaylarda sürekli tökezliyor
ve devamını da yaşıyorsan fark et. Görmen gereken bir şey vardır. Onu kabul
etmediğin sürece bir diğer adıma geçemezsin. Acının olduğu yerde bir şeyler
yanlış gidiyor demektir. İşte bu yüzden sürekli zor günler yaşayabiliyoruz.
İşte bu yüzden sözleşmeye aykırılıklar yapabiliyoruz. Yukarı ile bir
sözleşmemiz var. Bir varlığa tüm sevgini verirsen onu kaybetmekle sınanırsın.
Varını yoğunu bir anda yüklemen olması gereken değildir. Dünyaya boşa gelmedin.
Bu dünyaya yabancı olmadığın her şey (ot,toprak, nesne) bir önceki imtihanında
gördüklerindir. Gücündeki yüceliği, negatif
duygularla (kin-önyargı vs.) doldurma. Çünkü yolun ışıktır, karanlığa duman
olmak an meselesidir. Sizlerin özü sevgidir. Yaptığın iyiliklerle kendi geleceğinizi
oluşturursun, verdiğin zararlar ve kötü düşüncelerle ise kendi kar'anlığını
y'aratırsın.
Bir varlık
sana kötü bir şey yaşatıyorsa sor kendine 'Bana yaşatılan bu olayı daha önce
ben kime yaşattım?' Bul o haksızlık yaptığın insanı ve ruhen özür dile. Sevgi
ile uğurla. Vicdan temizlemesi ve hak dengelenmesini yüreğinle yapınca tekrar
görevlerini hatırlayacaksın. Kabullenişte ol, akışa bırak. İnanmaktan vazgeçme.
Yüksek benliği ile bağlantıda olan insan kandırılmaz, iç sesini duyar. O kişiyi
bulduğunda o aşamadaki görevin biter, fark edersin artık. Görüyorsun ve sayfa
kapatılır, diğer sayfa açılır. Başka bir olay, başka insanlar ile sınanırsın.
Yine aynı yolu izlemelisin. 'Ben bu olayı yaşıyorsam neyi görmem lazım? Ben
bana yaşatılan bu olayı daha evvel kime yaşattım?' (duraktaki bir kadına,
marketçiye, yolunu kaybeden amcaya, babana, kuzenine, tanımadığın yeni
tanıştığın birine) Tanrıya dilediğim bu dilekleri hak ediyor muyum?
BULDUN - ÖZÜR DİLEDİN - FARK ETTİN...Hayat tarafından başka olaya geçiş yaptıırlıyorsun, bir başka göreve gidiyorsun. Yine imtihan yine görevin var. Görevine aykırı geldiğin her an ters giden aksiliklerle sınanmakta olursun, sevgiden kaçma ve sevgi ile bakabil.Görmesini bildiğinde ve diğer görevlerinde farkındalıkla devam ettiğinde mutluluğu bulamadığın bu hayatın aslında neresi olduğunu görüyor olacaksın.
ÖZÜNÜ DE... Unutmayın, sevginin karşılığı Türkiye'de vicdandır. Vicdanınızla kalınız…
BEDRİ RUHSELMAN KİMDİR
Bedri
Ruhselman (1898, İstanbul - 18 Şubat 1960, İstanbul), hekim, keman virtüözü ve neo-spiritüalizm'in
ya da Türkçedeki adıyla, deneysel yeni-ruhçuluğun (neo-spiritualisme
expérimental) kurucusudur.
Avrupa ve ABD'de spiritizm ve deneysel spiritüalizm adıyla bilinen, reenkarnasyonu ilke edinen ruhçuluğu geliştirmiş, ruhçuluğa yeni
kavramlar getirmiştir. Türkiye'deki metapsişik çalışmaların öncüsü olarak kabul
edilir. Hiç evlenmemiştir. Bedeni Zincirlikuyu mezarlığına defnedilmiştir.Önce
noterde, sonra banka kasasında, 54 yılboyunca saklı tutulan, beklenen kitabı
2.4.2013 tarihinde MTİAD 1950 yayınevi tarafından yayınlanmıştır.
18 şubat
1960 tarihinde Harbiyedeki evinde bir kalb krizi neticesinde vefat etmiştir (
19 şubat 1960 tarihli Milliyet
gazetesi [1])
Şimdi bu müziği dinlemelisiniz; https://www.youtube.com/watch?v=vKqJe0t263A
Nuray Şahin
AYIN IŞILTISI KİTABI
YAZARI
2015 MART İSTANBUL
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder