Aşk çok cins bir şey...

Yine hayallere sığındım ve ve hayaller kurarak uyudum. Ertesi gün, uyanışım bile tebessümlüydü. Gün ışığının yüzüme yansıyışından ilk kez şikayetci değildim. Önüme gelen herkese, her şeye "merhaba" dedim. Doğaya, esnafa, kediye, kuşa, müziklere, havaya, güneşe... Ona da "günaydın" dedim. Beni almaya geleceğini söyledikten sonra binbir telaş başladı. Ne giyeceğim, saçımı nasıl yapmalıyım? Heyecanım dinmiyordu. O bende hiç eksilmiyordu. Günden güne daha da artıyordu. Bunca güzel şeyin yanında yıkılmayan tabularm, yok olmayan korkularım da vardı. Ve bu durum bir çok şeye engeldi. En önemlisi de bilemediğin onca güzel yaşanılacak günlereydi. Hareketlerim hep temkinatlı, sözlerim seçici, bakışlarım kısa, gülüşlerim kasıtlıydı. O da bu durumun farkındaydı. Bazı bazı çaktırmadan da ifade etmeye çalışıyordu. Anlıyordum. Üzerime fazla baskı kurmamak için kısa kesiyordu. Arabayı kullanırken çiğnediği o sakızdan uzattı. Hiç tatmadığım böğürtlen aromalı sakızı sevmeye başlamıştım. Bir adam neleri değiştirmiyor ki? Aklını, fikrini, kurallarını, hayallerini, hayatını...
Telefonları yine susmuyordu. İş hayatı bu kadar yoğunken sırf beni görmek için zaman ayırması güzeldi. Bana insanlardan bahsederken, bıktığı o sahte yüzler ve hayatı anlatırken yüz ifadeleri ve gözleri her şeyi gösteriyordu. Samimiyetinden kuşkum yoktu. Yine de kendime oturttuğum, sıyrılamadığım kalıplarım vardı. Bunlardan nasıl vazgeçebilirdim bilemiyordum. Trafikte geçen zamanı her geçen gün daha da seviyordum. Yanımdaydı. Kokusu burnumda, sesi kulağımda... Trafiği fırsat bilip, araçların arasında güller satmaya çalışan çocuklar vardı. Biza doğru yaklaşıyordu. Önce gözlerime baktı, sonra çocuğa. Bordo renkteki gülleri topluca aldı ve kucağıma bıraktı. Yine aklımda isimsiz sorular, içimde bir temkin. Belirli konuşmalar sonrası sessizliğim yüzünden beni yanlış anladı ve hayatımdan uzun bir yolculuğa gidiş istikametinde yol aldı. İçimde kendimi ifade edememenin pişmanlığı vardı. Yüreğim yenilgi zaferini ilan etmişti. Karşılıklı konuşamamanın, yanlış anlaşılmaların, düzeltmemenin pişmanlığı çok ağır oluyor. Yürek bunu zamanla kaldıramıyor.
Günler, aylar geçti. Ses seda yoktu. Kulağıma insanlardan bir şeyler geliyordu. Yutkunuyordum. Susuyordum. Aylar artık gün gibi geliyordu, özlüyordum. Bunu söyleyememek can yakıyordu. Bir süre sonra öğrendim ki yıldırım nikahıyla evlenmiş...
Bazı hatalar gereği evlenmek zorunda kaldığını öğrendim. Bunu ilk duyduğumda gözlerimden akan yaşlar damla gibi değil, sel gibiydi. Yüreğimde aylardır yanlış anlaşılmanın pişmanlığı yük gibiydi. Sanki son durak gelmiş bu yükü indirmiştim. Artık kendi yoluma devam etmeliydim. Bu durakta başka otobüsü beklemeye gerek bile duymadım, kendim yürüyerek uzaklaştım. Uzun yolculuklara çıkmıştım...
Geçmişten kaçamazsın. Yıllar olsa da onunla geçirdiğin anıları unutamaz, anımsarsın. Kolay değildir. Bir beyaz araba görürsün, gözlerin plakaya odaklanır. Gül görürsün aklına ondan ilk aldığın gül gelir. Ismini duyarsın ve gönlün ses eder, hafif... Susar, dinlersin. Zaman acıyı süreli dindirir.
Konuşurken kekeler, heyecandan günün sonunda bırakmaya kıyamazdı. Sabah uyanıp dışarı çıktığımda onu arabanın içerisinde uyuyor vaziyette bulurdum. Gidemezdi. Aklından geçen her sürprizi özenle hazırlar, beğenmem için uğraşırdı. Bembeyaz arabasından inerken kapımı açar, "prenses" diye hitap ederdi. Haklıyken bile sırf ben kırılmayayım diye susar, konuyu bir şekilde değiştirirdi. Zamanımız trafikte geçerken radyoda çalan her şarkıyı bana ithaf söylerdi. Sevdiğini elalem duysun isterdi de ben sustururdum. Onunkusu aşktan öteydi belki de aşka ettiği ayıbı göremeyecek kadar kördü. Yanlış anlaşılmalar bir ömür boyu sürecek mutlulukları hüzne boğarken gerçeği öğrendiğinde geri gelme çabaları da neyin nesiydi?
Bugün alacağı güller o günlerin hissini vermeyecek. Bugün trafikte edilen muhabbet ve söylediği şarkılar aynı anlamı katmayacak. Bugün heyecandan kekelemeyecek. Bugün evli. Zamanlama hatalarına yenik düşen ise biziz. Ve artık o biz bir sen ve bir ayrı ben eder.
// Nuray Şahin - Gün Gibi Yeniden
Fotoğraf: Nuray Şahin
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder