13 Mart 2015 Cuma

...Ama Hep Sevdik


Seninle hep birbirimizi özleyeceğiz…

Kavuşmak isteyip, duvar kenarlarında ağlayacağız…

Elimizi sıkacak, gözyaşlarımıza hâkim olamayacağız…

Arkadaş sohbetlerinde, aklımız fikrimiz ‘bizde’ olacak, ‘Ne demiştin?’ diye tekrarlayacağız…

Aslında ikimizde çok sevdik.
İkimizde derinlemesine yaralandık…
Birbirimizi anlamadık. Dinlemedik…
Zaten dinlemeden de anlayamazdık…
Biz de;
Dinlemedik…
Anlamadık…
Ama hep sevdik…
Özledik…
Pişmandık…

Tanışmamızı hatırlıyorum da, tesadüflerde hep bir mantık gizli. Yaşanan günleri de anımsayınca anılar ne denli sevimli bazen de sinirli…

       Bir sigara yakıp arabayı başka bir yola doğru sürdüm… Gözlerim otostop çeken bir adama takıldı. Yavaşladım ve durdum. Yıllar zincirinden ne kadar geçmiş olsak da onu tekrar göreceğim aklıma gelmezdi. Yanlış zamanda gelen ve erken biten ağır bir ilişkinin kötü karakteri… Eski sevgilim. Ona ‘eski’ demek, yıllara meydan okumaktan öte, savaşıp cephe açtığım ve sadece kendimi harap ettiğim anlara hüküm aslında.
Ona hitabım ayrılıktan sonra dağınıklı saçlı adam  olarak kaldı. Ayrılığımızın ardından saçlarını biraz daha kestirmişti. Kahverengi bilekliğini hiç çıkarmazdı. Yine kolundaydı. Dağınık saçlı adam, beni evine davet ettiği o gece, kendimde değildim. Lacivert takım elbisesiyle beni büyülemişti. Tıpkı eski günlerde meyhanede içip, bana anlattığı hikâyelerdeki dinlemeyişim gibi gözlerine dalıp durdum... Kısacık saniyeler süren bir düelloda karşı karşıyaydık. Konuşmadık. Sustuk. Silahlarımızı çıkarmadık. Sadece gözlerimizin içine baktık. Bir şeyler söylemeye ne onun dili, ne de benim dilim vardı. Dudakları dayanamadı ve maziyi deşerek söylendi,  tüm anıları yüzüme vurarak… Cümleleri sertleşti. Ne sözlerine sahip çıkabildi, ne de gözyaşlarına… Sihirli cümleleri içime işledikçe işledi. Gözlerimin önünde binlerce kez öldü sanki… Onunla yaşanmamış bir masalın kahramanıydık. Ne denli bitireceğimiz belli değildi.  Son dakika anlarını yaşardık. Şimdi hatırlıyorum da bu karşımda duran beden, beni etkilemiş cidden…

‘Çık!’ dedi. Çantamı aldığım gibi çıkacak olmam aniydi.

‘Dur!’ dedi. Bir şey demeyecek misin edasında öylece baktı.

Ne diyebilirdim ki çık’arsızca…

‘O adamla mutlu musun?’

- Senden sonra hayatıma dağınık saçlı bir adam girmedi. Gidince haber vermeyen, aylarca gelmeyen biri olmadı. Kötü bir karakterdin sen sevgilim. Gizemliliğinle kaybolur, eşsiz bilinmezliğinde uçardın. Beni umursamaz, yok sayardın. Biz, ‘biz’dik ama mutlu olamıyorduk. Birbirimizi ‘biz’ var diye ezberlettirip, tartışmalarımızda canlandırıyorduk.

‘Affet beni… Yanıma gel, Benimle burada kal. Ondan vazgeç. Bensiz sanki mutlusun…’


Biz onunla boş/andık. Sadece boş andık…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder